Çarşamba, Kasım 10, 2010

Acemhöyük

Aksaray'ın 18 km kuzeybatısında Yeşilova kasabasında yer alır. 700x600 metre boyutlarında 20 metreyüksekliğinde büyükçe bir höyük ve onu çevreleyen bir aşağı şehirden meydana gelmiştir. Yapılan kazılar sonucu çok sayıda tabakanın tunç çağı ile Asur ticaret kolonileri çağına ait olduğu saptanmıştır. Aşağı şehirde de yalnızca Asur dönemi kalıntıları bulunmuştur. Bu yerleşim yeri en görkemli dönemini İÖ 2500 döneminden sonra Asur ticaret kolonileri çağında yaşar. İÖ 18. yüzyılda büyük bir yangın bu görkemli döneme son vermiştir. Bu yangından sonra şehir 2 kez daha inşa edilir, fakat bu dönem çok uzun sürmez İÖ 1700'den sonra yerleşke tamamen terk edilir. İÖ 6. yüzyılda uzun bir aradan sonra yerleşim yeri tekrar kurulur, Roma döneminin başına kadarda devam eder. Acemhöyük adınıda aldığı bu yerleşme yeri son olarak Yavuz Sultan Selim tarafından bölgeye yerleştirilen İran Azerileri bu höyüğü kullanmışlardır.
Buradaki ekonomik ve sosyal hayat hakkındaki bilgileri Asur ticaret kolonileri çağındaki çivi yazılı tabletlerden almaktayız. Bu tabletlerde "Büyük Kral" tarafından yönetilen üç kentten bahsedilmektedir. Bu kentlerden biride Acemhöyük'tür. Höyüğün güneyinde yer alan 3600 metrekarelik bir alana sahip 50 odalı 2 katlı Sarıkaya sarayı burdaki büyük kral tarafından kullanılıyordu. Bu sarayın dışında plan ve malzeme bakımından benzer bir sarayda höyüğün kuzeyinde yer alan Hatipler Sarayı'dır. Bunların dışında yine aynı malzemeden inşa edilmiş resmi işler dışında kullanılmış 2 büyük hizmet binası daha yer almaktadır. Hatipler Sarayı'nın yanında yer alan 2 metre çapında 12 fırın ve yanında yer alan mutfaklar saraylara hizmet için inşa edilmiş binalardır. Buradaki saraylarda ele geçen büyük çoğunluğuda sarı kaya sarayında
saklı olan mühürlü kil tabletler Anadolu'nun en büyük höyüklerinden biri olan Acemhöyük'ün ticari ve sosyal ilişkilerde bulunduğu bölgeler hakkında bilgi verir. Buradaki mühürlerde Asur, Babil ve Suriye etkisi göze çarpmaktadır. Asur kralı Samsi-adad'a ve çağdaşı Mari ve Sim'al oğulları ülkesi kralı Yahdun-limin kızına ve Kargamış Kralı Aplahanda'ya ait olan kil tabletler en önemlileridir. Sarı kaya sarayının içindeki kazılarda bulunan fil ve su aygırı dişlerinden yapılmış yatak, taht parçaları, oyun tahtaları ele geçmiştir. Bu eşyalar motifler heykelcikler ve kabartmalarla bezenmiştir. Bozulmadan günümüze kadar gelmiş kırmızı boyalar, altın kakmalı eşyalar, güçlü ve görkemli bir sanatın varlığını göstermektedir. Ayrıca yine burada tamamen işlenmemiş fil dişi eserlerin ele geçmeside bunların burada yapıldığını gösteren bir atölyenin varlığını ispatlamaktadır. Bunların yanında çok sayıda opsidiyenden yapılmış vazo, kadeh, riton ve altın iplikle süslenmiş boncuklu kumaşlar sarayın renkli sanatından örnekler vermektedir. Bu görkemli hayatın ve zengin süs eşyalarının varlığının en önemli nedenide buranın zengin maden yataklarına yakın olmasındandır. Bütün bu özellikleri ile Acemhöyük bölgenin önemli bir maden
merkeziydide diyebiliriz. Bütün bunların yanında tartıda kullanılan taş ağırlıklar, altın, gümüş, tunç, bakır ve kurşundan yapılmış süs eşyaları, heykelcikler, silahlar, ele geçmiştir. Dışarıda höyüğün 500 metre güneydoğusunda bulunan bir mezarlık ölülerin şehir dışına gömüldüğünü göstermektedir. Burada ölüler genelde yakılarak veya normal şekilde gömülmüştür. Küp gömü
ve normal mezar gömüyü bir arada görmekteyiz. Yine bu mezara hediye olarak kemik fil dişi taş tunç kurşun altından yapılmış malzemeler bırakılmıştır. Araziye uygun olarak eğimli yağılmış sokakların genişlikleri 2 ila 4,5 metredir. Yollar çok az görünmekle beraber çakıl taşı çanak kırıkları ve kemik parçaları ile döşenmiştir. Konut olarakta kerpiç malzemeden yapılmış
2 ila 5 odalı yamuk dikdörtgen ve kare planlı yapılar kullanılmıştır. Kilden yapılmış temiz su ve atık su kanalları yer almaktadır. Yerleşim yerindeki odaların seki altlarında çoğunlukla bebek ve çocuk çok azda olsa yetişkin cesetleri küp gömü veya normal gömü şeklinde gömülmüşlerdir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder