Pazar, Haziran 19, 2011

ALTIN ARABA

Aşağıdaki haberi, ciddiyeti ve güvenilirliği ile tanınan dünyaca ünlü Reuters haber ajansı 17 nisan tarihinde geçmişti.

Haber gazetelerin arka sayfalarında, 2 sütuna yayınlandı birçok gazetede.

Uluslararası basında ne kadar ilgi gördü bilmem ama yeni dönem gazetecilik anlayışında "future news" olarak nitelendiren bu tür haberler nedense bizde kimsenin ilgisini çekmez.

Konuyla ilgili yorum yapmadan önce haberi okuyalım:

"Güney Kıbrıs'ta bir köyün halkı, onlarca yıl hazine esrarıyla merak içerisinde yaşadıktan sonra, üç-beş merdiven ayağı gözüken kapalı bir tüneli kazmaya başladı.

Reuters'e göre, bölgenin kazılmasına İngiliz yönetimi tarafından engel olunmasından 50 yıl sonra, Lefkoşa'ya bağlı Tseri (Geri) köyü halkı, 1500 yıllık tüneli yeniden kazmaya başladı.

Eski eser yetkilileri, taş yapıtların eski döneme ait sulama ağının bir parçası olduğu görüşünde.

Köy halkı yarı şaka bir biçimde bölgede, "Afrodit'in Altın At Arabası" olarak bilinen ve milattan önce 58-330 yılları arasında Roma dönemine ait bir hazinenin gömülü olduğuna inanıyor. Bir efsaneden bahseden köylüler, eski zamanlarda kıyı şeridini sık sık yağmalayan korsanlardan ve düşmanlardan saklamak için Kıbrıs'ı o dönemlerde yönetenlerin hazinelerini adanın ortalarına taşıyarak gömdüklerini anlattı. Zeytin tarlası içerinde bulunan ve bir kısım merdivenin de gözüktüğü tünel girişinin önünde konuşan Tseri Köyü Muhtarı Alkis Konstantinou, "Muhtemelen yer altı su deposuna çıkar. Ama yine de bu, bölgede sık rastlanan bir durum değil" dedi. Reuters, medeniyetin milattan önce 9000 yılına kadar dayandığı Kıbrıs'ta birçok define hikayesinin var olduğunu belirtti. Haberde, Tseri köyü halkının, dağlara gömülü altın dolu bir küpün daha sonra Tseri köyünün alçak ovalarında bir yere getirilerek gömüldüğüne de inanıyor.

Diğer taraftan arkeologlar, kazı yapılan yapının milattan sonra 500 yılına ait olduğunu söylüyor. Bu da Roma dönemi define hikayesinin gerçekliğini ortadan kaldırıyor."



***

Haberde de belirtildiği gibi Kıbrıs'ta birçok define hikayesi vardır ve insanlar bu hikayeleri kulaktan kulağa nesiller boyunca anlatırlar.

Geri köyündeki de muhtemelen böyle bir hikayedir.

Ama hikayenin kurgusunda gerçek bir mantık hatası vardır.

Afrodit mitolojik bir tanrıçadır ve zaten uydurulmuş olan mitinde altın arabaya binmez.

Kıbrıs'a geliş maksadı güzelleşmek içindir ve Baf'ta istridye kabukları içinden, beyaz köpükler arasında denizden çıkar, Poli'deki şifalı hamamlarında güzellik banyosu yapar.

Bu yüzden "Afrodit'in altın arabası" yoktur.

Geri köyü muhtarının yaptığı basit bir pazarlama taktiğidir.

Afrodit'in altın arabası" hikayesiyle turistlerin ilgisini köyüne çekmeye çalışmaktadır.

Bunda başarılı odluğu da görülüyor çünkü hikayesini dünyaca ünlü Reuters haber ajansında bile haber yaptırabildi.

***

Bence, Kıbrıs'ta varolan Afrodit'in altın arabası değil İngiliz kralı Aslan Yürekli Richard'ın altın arabasıdır.

Bu altın araba da Geri köyünde değil muhtemelen Balıkesir köyü ile Değirmenlik arasında bir yerlerde saklıdır.

Bilindiği üzere İngiliz Kral Aslan Yürekli Richard, kutsal şehir Kudüs'ü müslümanların elinden kurtarmak için donanmasıyla sefere çıkar.

Donanma Kıbrıs açıklarında fırtınaya yakalanır ve Richard'ın nişanlısını taşıyan gemi Limasol limanına sığınmak zorunda kalır.

O zamanlar Limasol'u idare eden Comenus'tur.

Comenus, Richard'ın nişanlısını ganimet sayar ve yüklü fidye elde etmek için kaçırır.

Tabi ki kral nişanlısını kurtarmak için askerleriyle kıyıya çıkar ve nişanlısını kaçıranların peşine düşer.

İki ordu şimdi Arçoz (Yiğitler) köyünün bulunduğu yerde karşılaşır.

Büyük bir savaş olur. Richard fidyecileri alt eder ve nişanlısını kurtarır.

Aslan Yürekli Richard'a fidyecilerin yerini söyleyen bir köylü imiş.

Richard köylünün verdiği bilgi sayesinde fidyecilerin Arçoz'da saklandığını öğrenmiş.

Bu hayati bilgi nedeniyle Kral Richard köylüyü ödüllendirmeye karar vermiş ve ona aslında Kudüs'e götürmek için hazırlattığı som altından arabasını hediye etmiş.

Arabanın yaklaşık 10 kilo ağırlığında olduğuna inanılır.

Richard iki atın çektiği bir savaş arabasında bir elinde kırbaç diğer elinde defne dalı olarak betimlenmiştir.

Kırbacıyla Kudüs'e düzen getirecek, defne dalıyla da Kudüs'ün barıi içinde kalmasını sağlayacaktır.

Aslan Yürekli Richard'ın bu paha biçilmez ama taşıması da son derece tehlikeli hediyesini alan köylü onu Balıkesir ile Değirmenlik arasında bulunduğuna inanılan bir mağaraya saklar.

Gün gelecek altın arabayı satacak ve zengin olacaktır.

Ama bu hayali hiçbir zaman gerçekleşmez.

***

Ben bu hikayeyi Balıkesir'de bir köylüden dinledim.

Spekülasyona neden olmamak için ismini yazmayacağım ama o kadar gerçekçi anlatmıştı ki hikayeye inanmanın ötesinde altın arabayı bulduğuna ve gün gelip satıp da zengin olacağına bile inanmıştım.

Ben üniversite tahsilindeyken köylü rahmetlik oldu.

Tarımla ilgili zor bir işte çalışan kendi halinde, mütevazı ve örnek sayılacak denli ahlak sahibi fakir bir köylüydü.

Öyle de öldü.

Yani Aslan Yürekli Richard'ın altın arabasını hiç ortaya çıkarmadı.

"Belki çocuklarına bırakmıştır" diye düşündüm ama üzerinden yıllar geçmesine karşın çocuklarının ekonomik durumu da değişmedi.

Demek ki altın araba Balıkesir ile Değirmenlik arasında bir yerlerde keşfedilmeyi beklemektedir.

Meraklılarıyla köylüden aldığım sırrı paylaşabilirim.

Altın araba 3 çatallı bir dut ağacını altındaki mağarada saklıdır.

Çalınmayı önlemek için birçok sahtesi de yapılmıştır.

Gerçeğinin üzerinde latince şöyle yazmaktadır:

"Atlas yelkenli kadırgalarla geldiler

Altın arabalara bindiler..."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder